İttihat Ve Terakki Cemiyeti ve Osmanlı

'Türkiye son 300 yıldır hiç böyle güçlü olmamıştı'

Star yazarı Cemil Ertem, Türkiye'nin önde gelen tarihçilerinden Prof.Dr. Kemal Karpat'ın son siyasi olaylarla ilgili çarpıcı tespitlerini köşesine taşıdı..

Cemil Ertem, Hazar Strateji Enstitüsü'ndeki programda karşılaştığı Kemal Karpat'la Türkiye'nin son siyasal ve ekonomik durumu üzerine konuştu.
Özetle büyüyen ve bölgede söz sahibi olan Türkiye'nin gelişiminden rahatsız olanların MİT ve Merkez Bankası üzerine oyunlar oynadığını söyleyen Karpat, 'Türkiye son iki yüz, hatta üç yüz seneden beri ulaşamadığı bir ekonomik güce ulaşmak üzere' dedi.
İŞTE ERTEM'İN KÖŞESİNDEKİ İLGİLİ BÖLÜM

‘Güçlü toplumu sivilleşme yaratır...'

Cennet Mekân Sultan Abdûlhamih Han'ın Evliyalığı...

Olayı "bizzat yaşayan" adam...; Mahmud Allahverdi anlatıyor:

Ben Osmanlı Devleti'nin baş şehri İstanbul'da doğdum. Babam, memuriyeti sebebi ile orda görevli bulunuyordu. Ne var ki, geçirdiğim bir hastalık sonucu dilim tutulmuş, konuşma yeteneğimi kaybetmiş idim. Hiç konuşamıyor, el kol işareti ile maksadımı anlatmaya çalışıyor idim. Babam buna çok üzülüyordu... Gitmedik doktor, hoca bırakmadı, ama hiçbiri de fayda etmedi.
Bir gün yaşlı bir komşumuz geldi dedi ki:
-"Seni görüyorum, çok üzülüyorsun. Bir baba için, oğlunun bu durumda olmasından üzücü bir şey yoktur. Sana bir çare söyleyeceğim, dediğimi yap.
Babam ümid ile gözlerini açtı, dinlemeye başladı.
Komşumuz dedi ki:

-"yarın şu yoldan Sultan II. Abdülhamid geçecek, ne yapıp yap oğlunu mutlaka karşısına çıkar ve O'na dua ettir. Osmanlı Sultanları'nda yedi evliya kuvveti vardır, ola ki şifa bula.

Gezi Parkı olayları 31 Mart'a benziyor

TVnet'te 'Gezi Parkı Özel' adlı yayınına katılan oyuncu Ahmet Yenilmez, Gezi Eylemi'ne öncülük eden sanatçılar hakkında da şok açıklamalarda bulundu.
31 Mart olaylarının da Gezi Parkı'ndaki Topçu Kışlası'ndan başladığını hatırlatan Yenilmez, "Şu anda Sayın Başbakan günah keçisi bellenip herkesin vurduğu bir abalıya çevrildi. Ama bazı tevafukları ortaya koymakta fayda var. Mesela çok enteresandır ki 31 Mart Vakası da Gezi Parkı'nın yerinde olan Topçu Kışlası'ndan başlamıştır. O gün isyan eden kazan kaldıranlara İngiliz büyükelçiliği kapılarını açmış bugün ise Fransız Lisesi ile Alman Lisesi kapılarını açıyor. 31 Mart Vakası yaşandığında, Sultan Abdülhamit Han Avrupa'ya olan borçlarını ödeme ve son taksitlerini ödeme gibi bir beyanatta bulunmuştu. Şimdi ise ne oldu. Mevcut iktidar IMF'ye borçlarını kapattı ve borç verme görüşmelerini başlattı. O günkü eylemler 10 sürmüş ve şuna dikkat çekmek istiyorum. Son günlerde suikastlar başlamış" dedi.

OSMANLIYI YIKAN AZINLIK OKULLARI

"Denetimi uzun yıllar tamamen terk edilen bu azınlık okulları, daha sonra devlete isyan edecekleri yetiştiriyordu... Müslüman bir ülkede, yüzyıllarca İslam’ın bayraktarlığını yapmış bir milletin torunları, çok kısa bir sürede birbirine düşebiliyorlarsa, bundan alacağımız çok önemli dersler vardır..."

Azınlık bile olmayan, hatta zaman zaman nereden geldikleri bile bilinmeyen bazı şahıslar, acaba neden gelip Türkiye’mizde, vatanımızda okullar açıyorlardı? Kuş uçmaz, kervan geçmez yörelerde bin bir zorluğa katlanarak, bazen at sırtında bazen de kendi sırtlarında malzemeleri taşıyarak okullar inşa eden bu kişilerin gayeleri neydi acaba?

Sayıları birkaç tane mi, yoksa birkaç yüz tane miydi? Kurulurken bunlara karşı tepki ne idi? Ürün olarak ne verdiler?

Bu insanlar neden öncelikle okullar, yabancı dil kursları, hastahaneler, dispanserler, yetimhaneler, yayınevleri ve geniş maksatlı yardım teşkilatlan şeklinde ortaya çıkıyorlardı.

Türklerin sosyal medya ile imtihanı

Eskiden savaşlar at üstünde oklarla kılınçlarla olurdu.. ok atmaayı bile kahpelik görenler vardı..

Sonra tüfek icat oldu.. savaşların seyri değişti. arkasından uçaklar füzeler derken ve nihayet internet icat oldu..

İlk twitter çıktıtığında bakıp bu da nedir. 160 karakter insanlar bunu neden kullansın dedik. lakin plan çok derin. hedef çok uzun vadeli olunca cumhurbaşkanını bile kullandırır oldular.

Artık savaşlar sosyal medya üzerinden başlatılıp.. sosyal medya ile bitiriliyor.

arap baharı adı verilen isyan hareketleri vs hepsi sosyal medya üzerinden yapıldı. süper güçler hükmetmek istedikleri toplumları parmaklarında oynatabilmek için yepyeni ve süper etkili bir silah geliştirdiler.. Bu silahın adı sosyal medya..

Görünüşte cok masumane ve cana yakın gibi gözüksede derinlemesine bir kesit alındığında devasa bir planın oynadığını göreceksiniz.

Sosyal medya ile neler yapılıyor

SENİN İSTİFA ETTİRDİĞİNİ BİZ DE İSTİFA ETTİRDİK !!!

Mehmet Akif'den Sarsıcı Bir Hatıra:

Mehmet Akif her sabah namaz için Sultan Ahmet Camii’ne gelir. Her gelişinde de yaşlı bir adamın kendisinden önce gelmiş olduğunu görür. Ne kadar erken gelse bu durum değişmez. Yaşlı adam mutlaka camiye ondan önce gelmiş bulunur.

Ancak bu yaşlı pir-i fâni ve bu nur yüzlü adam hiç durmadan ağlamakta ve gözyaşı dökmektedir. Bundan sonrasını Mehmet Akif şöyle anlatıyor:

Bu yaşlı insanın yanına bir gün sokuldum ve niçin durmadan ağladığını sordum ve ona Cenab-ı Hakk’ın rahmetinin enginliğini anlattım. Ama o yine ağlamasına devam etti. Bana, ‘derdimi tazeleme, git’ dedi. Ben yine ısrar ettim. Çaresiz kaldı ve yine gözyaşları içinde bana şunları anlattı.

SULTAN II. ABDÜLHAMİT'İN HAYATI FİLM OLUYOR

Tarihî film ve dizilere ilginin arttığı şu sıralar "Karakeçili" adlı dizi için kolları sıvayan yapımcı Osman Sınav, Sultan II. Abdülhamit'in hayatını anlattığı dizinin 39 bölümlük hikâyesini tamamladı.

'Tarihin Kurtlar Vadisi' sloganıyla ekrana gelecek dizinin ilk iki bölümü çekilmeye hazır. "Üç yıldır üzerinde çalışıyorum." dediği dizi için adeta bir
kütüphane kuran Sınav, başta telifini aldığı Reha Çamuroğlu'nun 'Bir Anlık Gecikme' kitabı olmak üzere pek çok kaynaktan istifade ediyor. Sınav, çok büyük bir prodüksiyon olacağını söylediği dizi için ciddi bir "cast" çalışması yapıyor. Platoların durumunu gözden geçiriyor. Dizide kimlerin oynayacağı ve hangi kanalda yayınlanacağı konusuna gelince, "İmzalar atılmadan konuşmam doğru olmaz." dese de esas kahramanın Karakeçili bir delikanlı olacağının ipucunu veriyor. Dizinin elbette bir aşk hikâyesi de olacak. Bu aşk, Sultan Abdülhamit'in çok yakınından birileri arasında gelişecek.

KURTLAR VADİSİNİN GERÇEĞİ

Eğer tavizler verilmeseydi

Ali Haydar Efendi hazretleri anlatıyor:
“Sultan Abdülhamid’i din düşmanları bize bile kötü tanıttılar, sonra anladık ki kerametleri olan büyük bir veli imiş. Osmanlı, İslam’a çok büyük hizmetlerde bulundu. Hele Sultan Abdülhamid olmasa ehl-i sünnet eserleri ortadan kalkmaya mahkum olurdu. Onun gayreti, siyaseti ve himmeti sayesinde ileriki nesillere sahih kaynaklar ulaşabildi.
Bir kere beni huzuruna kabul etti. Sultanlar perde arkasından konuşurlardı. Beni kendisine çok yaklaştırdı, birden perdeyi kaldırınca burun buruna geldik. O zaman bana:
-Ali Haydar efendi! Etrafımda senin gibi taviz vermeyen âlimler olsaydı bu Devlet-i Aliyye bu hale gelmezdi.
dedi.
Allahu teala ona yüksek dereceler ihsan eylesin”.

(Kasr-ı Arifan Dergisi – Kasım 2009 – Sh. 6)

Osmanlı sarayında elektrikli araba


Bundan tam 123 yıl önce elektirkli arabanın direksiyonunda isim de aracı İngiltere’den sipariş eden II. Abdülhamid’di..

Türkiye, bu sene içinde çevre dostu, hız tutkunu ve yakıt tasarrufu sağlayan ilk elektrikli araçları kullanmaya hazırlanıyor, oysa bu otomobiller bundan 123 yıl önce Yıldız Sarayı’nda teker döndürdü bile. Direksiyondaki isim de aracı İngiltere’den sipariş eden II. Abdülhamid Han.

İlk elektrikli arabalardan biri 1837′de İngiliz Robert Davidson’un ürettiği otomobildi. Abdülhamid Han’ın bu aracı sipariş ettiği sanılıyor.

Bavê Kurdan: Abdülhamid uğruna ayaklanan Kürtler


Ancak az bilinen bir gerçek, Kürtler tarafından da sahiplenilmesi bir yana, Kürtlerin Babası olarak baş tacı edilmesi. O,Bavê Kurdan olarak anılırdı Kürt aşiretleri arasında.

Tarih biraz zalim midir ne? Dikiz aynasında sürekli; ayrılmıyor peşimizden. Hayalet gibi takipte. Son kitabım “Geri Gel Ey Osmanlı”da da filozof Derrida’ya atıfla belirttim:

Usulüne uygun olarak defnedilmeyen ölülerin ruhları nasıl ıstıraptan kavrulur ve yakınlarına musallat olursa, Osmanlı’nın mezarı üzerinden yol geçirmekle de onun hakkından gelemeyeceğimizi görelim ve Osmanlı’yı gerçekten ait olduğu yere, içimize gömelim. Onun ruhuyla barışalım.

Atatürk’ün okul arkadaşı Ali Fuat Cebesoy, Frederick P. Latimer’in kendisiyle yaptığı konuşmada, Atatürk zamanında yazılan tarih kitaplarında Osmanlı’nın çok az ve kronolojik olarak yer almasını şöyle açıklamış:

İçeriği paylaş